İyi ki vurulmuşum

İyi ki vurulmuşum

Hamile eşini bırakarak 15 Temmuz gecesi Sabiha Gökçen havaalanına giden Gazi Serkan Aytemiz, kolundan yaralanarak gazilik mertebesine ulaştı. 6 ameliyata giren Aytemiz’in, 5. ameliyatı sırasında eşi de doğum yapıyordu. 46 kemiği kırılan Aytemiz, 73 gün hastanede yattı.

“Ben Kürt kökenliyim. Ama Kürt ve Türk diye bir derdim yok. Vatan millet için çıktım dışarı, bin kere de ölürüm. Beni cesaretlendiren hanımımdı o gece. Ben onun yüzüne baktım, ‘Beni bırak, sen çık git’ dedi. O cesareti alarak çıktım ben. Sabiha Gökçen gişelerinde yaralanan polisi kenara çekerken hain askerlerden biriyle göz göze geldik. ‘Vurma’, ‘çekip çıkıyorum ben’ demeye kalmadan, sıktı. Aradan bir sene geçti, kolumu gördükçe unutamıyorum ama yine olsa yine çıkarım, hiç affetmem. Duruşmaya gittiğimde beni vuran Şahadet Kılınçer’le yüzleştim. Beni vurduğu sırada 35 metre yoktu aramızda. Mobese kameralarından zaten tek tek fotoğraflamışlar. Mahkemede ‘sen beni vurdun, ben sana yalvardım vurma diye’ dedim. ‘Hayır, ben vurmadım’ diyor. İnkar ediyor utanmadan. Ben Allah’a havale ettim, bu dünyada olmasa da öbür dünyada iki elim yakasında.

İnşallah bir gün karşılaşırsak Kılıçdaroğlu’na da söyleyeceğim şeyler var. PKK’nın yanında oldu, teröristlerin yanında oldu ama bizi hiç savunmadı. Atatürk Havalimanı’ndan kaçışı bana çok dokundu. Şimdi adalet için yürüyormuş. Niye şehitler, gaziler için de yürümedi? 15 Temmuz’dan sonra benim yanıma ne CHP, ne MHP, ne HDP’den bir tane yetkili gelmedi. Diğer arkadaşlarımın yanına da gitmemişler. Biz onların evlatları değil miyiz? Biz bu vatan için, onlar için de vurulmadık mı? Onlar için de sokağa çıkmadık mı? Onlar niye bir kere de bizim yanımızda olmadılar. Devletimden Allah razı olsun, bir an bile bizi yalnız bırakmadılar. Ne zaman başımız sıkışsa her zaman ilgilendiler. Şu an yine aynı şeyi yaşasak, hiç sorgusuz sualsiz çıkarım. İyi ki vurulmuşum, şehit olmak daha güzel de, iyi ki hiç olmazsa vurularak gazilik mertebesine ulaşmışım diyorum.”

Kimseye güvenmiyorum, herkes FETÖ’cü olabilir

Pendik belediyesinde kepçe operatörü olarak çalışan Yalçın Aran, o gece tankları durdurmak için çağırılmış evinden. Darbeci hainlerden biri kepçenin kapısını açarak yakın mesafeden kafasına ateş ederek şehit etmiş. 3 kızıyla hayata tutunmaya çalışan eşi Asalet Aran “O gün benim eşimin nefesi zaten bitmişti, şerefli bir şekilde ölmeseydi, yatağında ölecekti” diyor.

“O geceyi hiç anmak istemiyorum, günde beş yüz kere karşıma çıkıyor. Bu da benim sınavım diyorum. Birileri Yalçın’ın nasıl vurulduğunu öğrenmiş, anlatmak istiyor. Ben duymak, bilmek istemiyorum. Üç küçük çocuğum var, hepsinin acıları farklı farklı. Her zaman güçlü gözükmek zorundayım, bunun farkındayım. Eşimi kaybedince büyük çocuğum ‘Anne yiyeceklerimizi dikkatli yiyelim, biterse ne yapacağız, babam çalışmıyor artık’ demişti. Ortanca kızım ‘arabamızı kim sürecek şimdi’ dediği için gittim ehliyet aldım. 2 buçuk yaşındaki kızım bile her şeyi hatırlıyor. Sürekli babasının geleceğini düşünüyor. Yeryüzünün görüp göreceği en mükemmel eşti benim eşim. En ufak bir şeyi bile ailesiyle paylaşırdı. Dışarda boğazından yemek geçmez, paket yapıp kızlara getirirdi. Çocuklar bunun farkındaydı. Biz şehit yakınlarıyla oturup konuşuyoruz, biri eşini anlattığı zaman ‘benim Yalçınım öyleydi’ diyorum. Bir başkası, ‘hayır benim eşim öyleydi’ diyor. Şehitler birbirlerine çok benziyor. Yüce Rabbim sanki hepsini tek tek seçmiş.

Baştan beri çok önemsemeyenler vardı 15 Temmuz’u, ama kimisi, ‘Bu adam şehit oldu, arkasında yetimler kaldı, biz bunlara destek olmalıyız’ gözüyle baktı. Maddi destek demiyorum, yanımızda olduklarını hissettirdiler. Cumhurbaşkanımız tarafından ilgilenildi, özel kalemi, bakanları, milletvekilleri gelip gittiler. Sokağa çıkıp adalet isteyenler hangi şehidin evine gitmiş de bir başsağlığı dilemiş. Bu süreçte insanlara bakış açım çok değişti. Artık benim gözümde herkes FETÖ’cü. Benim yanıma kaymakam geliyor, ‘Biz senin yanındayız’ diyor. Ertesi gün adam tutuklanıyor. Kime güvenebilirim ki? Benim öz akrabalarımın içinde de var, bu da mı FETÖ’cüymüş diyorum. Adalet deyip de adaletsizlik yapanlar, biz senin yanındayız deyip de sadece gösteriş için yanımda olanları da biliyorum. Ben artık kendi yoluma bakıyorum. Allah’ın izniyle kocam en güzel, şerefli bir şekilde gitti, ben de ona layık olup şerefli bir eş olarak ömrümün sonuna kadar böyle devam edeceğim.”